Benim Feminizmim

Feminizmim Benim Hikâyemdir

Maviyi sahiplenişlerine dur demek için rengarenk halimizle giyinip, kuşanıp, yiyip içip, gezip tozup, kıstaslarını yok edip var olmaya devam edeceğiz.

Ezgi

Nereden başlasak bir yerlere varabilirdik feminizm konusunda… Ah cidden nereden başlasak? O kadar çok ayrımcılık, acı, dayanılmaz çifte standartlar ve daha neler neler… Gezemedik, tozamadık, içemedik, giyemedik, okuyamadık, okuyup değer göremedik; çabalar, uğraşlar ve ulaşılamayan nihayetler…

Feminizmle tanışmadım ben, direnişin kucağına itildim. Yolda, otobüste, evde, okulda, işte… Başarılıydım ama az erkekli sınıflarda bile yine erkekleri övdüler. Hakkımı ararken “Yalnız mı kalmak istiyor?” diyip desteklemediler. Neticede okusan da bir “erkeğin” olmadıkça başarılı sayılmazdın, bekar akademisyen bir kadın ne kadar başarılı olabilirdi ki? (Erkeğindeki “-n” iyelik eki size ait bir erkek olması anlamında kullanılmadı, bir erkeğe ait olmak anlamındadır ve bu yazı baya baya Adana-Urfa acısı gibi acıdır.)

Her yerde onlar ve aptalca normaları, yer çekimi gibi yasa olduklarını sanışları, oysa o ne iticilik sizi dünyadan dışarı atarcasına. Mavi kürenin bir sonu varmış gibi bizi sona yaklaştırırcasına.

Ama biz öyle güçlüydük ki yılmadık, en büyük kitleli ayrımcılığa karşı yıl 2017 hala varız buradayız! Maviyi sahiplenişlerine dur demek için rengârenk halimizle giyinip, kuşanıp, yiyip içip, gezip tozup, kıstaslarını yok edip var olmaya devam edeceğiz.

Düşüncelerimi anlatırken bir erkeğin “Ezgi feminist olma” dediği zaman anladım ki bu feminizm çok iyi bir şey. Çünkü onların yapmayın dediği her şeyde bir özgürlük alanı vardı. Sonra feminizm kelimesini kullanmadan araştırmak istedim, cinsiyetçiliğin karşısında durmak demek olduğu görünce kesin kanaat getirdim çok çok iyi bir şey.

Neden cinsiyetçiliğin karşısında durmayayım, sana ne zararı var bunun? Belli ki vardı zararı, işlerine gelmiyordu düşünmemiz. Severler çünkü onlar aitçiliksahipçilik oyununu, biz haklarımızı savunsak nasıl oynayacaktı oyununu? Nazım’a küsüm aslında, bu yazıda Piraye’nin yeri daha çok bilinsin. Kız kardeşlik böyle bir şey…

Sevgili kız kardeşlerim, bu bir nevi benim açık mektubum sizlere, kadın dayanışmasında yer alan direnen muhteşem kadınlara; bizler üretken, zeki, harika varlıklarız. Birbirimize destek olduğumuz sürece daha da muhteşem olacağız, önümüzde ne muhteşem Süleymanlar durabilecek ne de başkaları

Hepimizin aslında çok benzer şeyler yaşadığını, neredeyse her gün aynı olayların başımızdan geçtiğini tahmin edebiliyordum ama bunları anlatabileceğim çok fazla kadın olduğunu düşünmüyordum.

Seher

Feminizmle tanışma hikâyem liseye başladığımda çok sevdiğim bir arkadaşımın yönlendirmesiyle oldu. Kendisi aktif bir sosyal medya kullanıcısı ve çok iyi bir okuyucuydu. O da sosyal medya sayesinde feminizmle tanışıp okuduklarıyla pekiştirmeye çalışıyordu. İlk başlarda feminist bir topluluğun olması bana çok ütopik gelmişti, bu düşüncem uzun süre de devam etti. Hepimizin aslında çok benzer şeyler yaşadığını, neredeyse her gün aynı olayların başımızdan geçtiğini tahmin edebiliyordum ama bunları anlatabileceğim çok fazla kadın olduğunu düşünmüyordum, ta ki önce sosyal medyada feminizmle tanışana, sonra da üniversiteyi kazanan kadar.

Feminizmi araştırmaya başladığım dönemlerde kendimle ilgili çok fazla şey keşfedip öğrendim. Bunlar bana hayatımı aslında nasıl yaşamam gerektiğini ve bu zamana kadar aslında nasıl yaşayamadığımı gösterdi. Burada en önemlisi cinsel yönelimlerimin aslında ne kadar normal olduğu ve bunu inkar etmemin ne kadar büyük birtravma olduğuydu.

Yönelimlerim ne hastalık ne de farklı bir şeydi. Sorgulaya sorgulaya kimsenin beni yargılamayacağı, kendimle barışık olabileceğim ve insan gibi yaşayabilmek adına verdiğimiz feminist mücadele ile tanıştım. Bu mücadelede her zaman omuz omuza olduğum kız kardeşlerimizi selamlıyorum. Kız kardeşlik güçlüdür…

“…Bu soruma cevap ararken “feminist” diye bir kelime duydum, sanırım teyzem için kullanılmıştı. Başta anlamadım tabi yedi yaşındayım. Sonra nasıl oldu bilmiyorum, bir baktım herkes bana feminist diyor, çok ilginç bir şey sanki feminist olmak!”

İzdem

Bir düşündüm de sanki doğuştan feministim ben. “Yok, canım mümkün değil bu!” diyorum. Sonra “Neden mümkün olmasın ki, olması gereken bu.” diyorum. Ama buna engel oluyor aileler,komşular ve onların kuralları, öğretileri. İşte bu yüzden aslında olması gerekeni çok geç öğreniyoruz çoğumuz.

Sanırım ben bu açıdan şanslıydım. Her şeyi inceleyen bir çocuktum,etrafımdakieşitsizlikleri görüp kendi yaşamımlakarşılaştırıyordum.Annemin sigara içmesi bile bazı arkadaşlarıma ilginç gelebiliyordu. Onlar da beni şaşırtıyordu, anneleri çarşıya cadde üzerinden gitmiyordu. Neden böyleydi ki hiç anlayamamıştım. Aileden ne görürsen en doğrusunu o, biliyorsun küçük yaşlarda. En doğrusu bizim ailemiz, onlarınki komik diyordum kendimce. O küçük halimle çıkardığım sonuç şu oldu: Benim babam diğer babalardan farklı. Annem de diğer annelerden. Eşitlik çok önemli ve olması gereken de bu o zaman.

Tam ben bunların farkına vardığım zamanlarda teyzem evleniyordu ve düğünde kırmızı kuşak takmayacağını öğrendim. Neden olabilirdi ki bu, gelinlerin bunu takması gerekmez mi? Bu soruma cevap ararken “feminist” diye bir kelime duydum, sanırım teyzem için kullanılmıştı. Başta anlamadım tabi yedi yaşındayım. Sonra nasıl oldu bilmiyorum, bir baktım herkes bana feminist diyor, çok ilginç bir şey sanki feminist olmak! Tabi zamanla o mükemmel aile ortamımın aslında kötünün iyisi olduğunu anladım, kendimi ve çevremi sorgulaya sorgulaya feminist bilince ulaştım.

“Sen kızsın yapamazsın ” denilen her şeyi yaptım. Ve yapabildiğim için “erkek gibi kız” denildi ama kabul etmedim, çünkü ben bir kadındım!

Zelal

Benim hikâyem 10 yaşında tacize uğramamla başladı. O gün kendimden nefret etmiştim. Evet, bunun yanlış olduğunun farkındaydım ama yinede nefret ettim. Yüzünü o kadar iyi hatırlıyorum ki… Hangi yaratık 10 yaşındaki kız çocuğundan tahrik olabilirdi? Maalesef o yaratıklar aramızda, her yerdeler. Bu son değildi biliyordum ve sonda olmadı. 13 yaşındayken bir şeylerin yanlış olduğuna inandım. Tıpkı bana nasıl oturmam gerektiğini bile söyleyen insanlar gibi… “Sen kızsın yapamazsın ” denilen her şeyi yaptım. Ve yapabildiğim için “erkek gibi kız” denildi ama kabul etmedim, çünkü ben bir kadındım! Sonra feminist mücadeleyle tanıştım, o kadar iyi hissetmiştim ki, benim sesim olan insanlar vardı. Biz boyun eğmeyenlerdik. Bu mücadelede olmaya hep devam edeceğim çünkü kızkardeşlik yaşatır!

Feminizmin yeniden yazdığı ilk kader benimki olmadığı gibi son da olmayacak, biliyorum.

Gülten

Eminim birçok kadının hayatında bilinçli olmasa da kendini feminist mücadele içinde bulduğu dönemler olmuştur. Her kadın en az bir kez kendini kadınlığından dolayı izah etmek, müdafaa etmek veya toplumdaki yerini eşitlemek için savaşmak zorunda kalmıştır. Peki, bu kadar kadının kaderini yeniden yazan feminizmle nasıl tanıştım?

Hayatımın zaten mücadele dolu bir dönemi olan 19–20 yaş aralığında genç bir kadınken sosyal medya platformu olan Twitter bu kutsal buluşmaya ev sahipliği yaptı. Tesadüfen takip ettiğim bir twiter hesabı kullanıcısının esprili ve bir o kadar da sert üslubu bana “Neymiş ya bu feminizm?” dedirtti. Sonrasında kendi araştırmalarımla aslında hali hazırda feminist bir mücadele verdiğimi ama bir ideolojiye dayandırmadığımı fark ettim.

Okurken, araştırırken çok fazla dejavu yaşadım ve çevremdeki, kendi benliğimdeki pürüzleri tek tek fark etmeye başladım. Bir bakıma feminizm ışığında aydınlanma çağı yaşadım. Sonrası örgütlü kadın dayanışmasına kadar uzanıyor kendi hayatım için… Feminizmin yeniden yazdığı ilk kader benimki olmadığı gibi son da olmayacak, biliyorum.

Derleyen: Selen Aydın