Hemhal

“Kurtuluşumuz ve Yaşamlarımızın Değeri için Bir Çığlık Attık”

Arjantin’de kürtaj hakları mücadelesini Abya Yala feministlerinden Natalia Di Marco ile söyleştik. Sokakta verilen uzun mücadeleler sonucu kazanılan Kürtaj hakkından, mücadelenin deneyimlerine, iktidarın ve toplumun tepkilerine kadar birçok konuda hemhal eyledik. Kendimize birçok not aldık. Sizlere de iyi okumalar.

Feminerva: Seni tanıyabilir miyiz? Neler yapıyorsun?

Natalia Di Marco: Ben Natalia Di Marco, Arjantin’in Córdoba şehrinde feminist aktivistim. “İsyandaki Mendiller”in eğitim ekibindeyim, Abya Yala Feministleri ve “Yasal, Güvenli ve Özgür Kürtaj Hakkı için Ulusal Kampanya”da yer alıyorum.

İlk olarak, mücadelenizdeki başarı için tüm Arjantinli kadınları kutlayarak başlamak isteriz. Yıllardır durmak bilmeden mücadele ettiniz ve sonunda kürtajı yasal hale getirdiniz. Nasıl hissediyorsunuz ve bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Geçtiğimiz 30 Aralık’ta (2020), “hamileliğin gönüllü sonlandırılması” hakkındaki yasanın geçmesinin ardından duygularımızı tarif etmek zor.  

Bir yerden baktığınızda, on yıllardan beri kürtaj hakkı için mücadele ediyoruz ve yakın zamana kadar, ülkedeki kiliseler ve köktendincilerin ağırlığı nedeniyle kürtaj imkansız olarak görülüyordu.

Yalnızca yasayı geçirmek değil, onu geçirmenin güçlüğü ve feminist hareketin kat ettiği mesafe siyaseten inşa ettiğimiz biçimler arasında. Hareketin çeşitliliği kendini yeşil mendillerimizde açığa vurdu. Uluslararası bir dayanışma da gördük ki bu dayanışma kadınların, gençlerin, genç kadınların kapitalizmin çizdiği sınırları aşmasına neden oldu. Patriyarkanın bedenlerimiz üzerine biçtiklerine karşı, kurtuluşumuz ve yaşamlarımızın değeri için bir çığlık attık.

Öyle hissediyoruz ki, feminist hareket ve Arjantinli kadınlar açısından yeni bir tarihsel aşamaya girdik. Rüyamız bu başarıyı Abya Yala’daki ve dünyanın geri kalanındaki kadın yoldaşlarımızla da paylaşmak; böylece ağımız genişleyebilir ve bu tecrübeyi herkesle paylaşabiliriz.  

Biliyoruz ki kürtaj yasası için uzun zamandır ciddi bir mücadelenin içindesiniz. Peki, bu tam olarak ne zaman başladı? Tüm ülkeye nasıl yayıldı? Bu denli inatçı ve sürekli bir hareket nasıl ortaya çıktı?

“Yasal, Güvenli ve Özgür Kürtaj Hakkı için Ulusal Kampanya”nın mendillerinin rengi olan yeşil, birçok farklı sektörden, jenerasyondan ve bölgeden kadını kapsadı. Feminizmlerin sistematik ve sabırlı politik inşasındaki soy kütüğü incelenmeli. Kadınların hareketi ve yıllardır süren çeşitlilik günbegün verilen kavgalara, direniş ağlarına ve dayanışmaya dayanır ki bu da bugünkü mücadeleye yol açtı. Bugünkü kürtaj hakkı ve diğer “Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz” gibi mücadeleler, sendikalarda, mahallelerde, kırlarda, sınıflarda, öğrenci meclislerinde, hastanelerde, meydanlarda, evlerde ve elbette ki yataklarımızda büyüdü. Sonuç olarak tüm bunların sonucunda baskılarımız Kongre’ye yansıdı ve 2018’de ilk kez yasa tasarısı verildi.

Bu gücü açıklamak için mutlaka bugün, çokuluslu kadın (yerli kadınları da kapsaması açısından kullanılmış), lezbiyen, travesti, trans ve non-binary bireylerin katıldığı ve kurduğu “Ulusal Kadın Buluşmaları”na, değinmek gerekir ki bu buluşmalar 1986’dan beri devam eder. Son seferlerinde Latin Amerika’nın birçok yerinden 90 bini aşkın kişi katılmıştı. Bu buluşmalarda kadınlar ve muhalifler olarak gerekliliklerimizi ve mücadelelerimizi tartışarak yakınlaştık, ittifaklar ve daha sonrasında tüm bölgelerden, yaşlardan, sektörlerden ve örgütlenmelerden kadınlarla iletişimde kalacağımız ağlar kurduk.

Bu buluşmalardan 2003 yılında Rosario şehrinde gerçekleşen buluşmada, “Kürtaj Hakkı için Meclis” kuruldu ve bir ulusal kampanya örgütlemeye koyulduk. Buradaki amaç, ülkenin birçok yerinden gelen güçleri birleştirmekti. 14 Mayıs 2005’te Cordoba şehrindeki bir buluşmada, Dora Coledesky gibi önemli figürlerin de katıldığı bir anda, şu sloganları ortaya koyduk: “Karar vermek için eğitim, kürtaj olmamak için doğum kontrolü ve ölmemek için kürtaj.”

28 Mayıs 2005’te meydanlar ve sokaklar, Kampanya’nın ilk hareketiyle yeşile boyandı. Bugünden sonra da kamusal alanlar, hak yasallaşana kadar asla durmayacaktı. Bu uzun yıllar boyunca süren kampanya, kongrenin (ulusal kadın buluşmaları kongresi) önüne birçok proje getirdi ve her birinden birçok ders çıkardığımız tartışmalar yaptık.

Kampanyanın inat ve devamlılığı siyasi bir inşa faaliyeti için oldukça merkezi önemdeydi. Bu inşa faaliyeti çoğulcu bir bakış, farklı gidişat ve stratejiler içermekteydi. En önemlisi de herkesin fikrini alan ortak bir konsensüse buluşmada katılımcılık esastı. Bölgesel örgütler, ulusal örgütlenmeler ve ağların yaygınlığı çok fazlaydı: “Karar verme hakkı için sağlık emekçileri ağı”, “Kürtaj hakkı için akademisyenler ağı”, “Güvenlikçiler Ağı”, “Kürtaj Hakkı İçin Üniversite Kürsüsü Ağı”. Tüm bu ağlar kampanyanın bu yaygınlığını ve gücünü açıklar niteliktedir. Yeşil mendiller her yere yayılmış ve mücadele durmaksızın devam ediyordu. Kampanyanın öncüleri kürtajın suç halinden çıkarılması için mücadele ediyordu.

Aynı zamanda, jenerasyonlar arasında sağlanan birlik de önemliydi, daha gençlerin, enerjileri ve potansiyelleriyle bizlere yeni ufuklar açtı. Harekete yeni renkler ve kitlesellikler kattılar. Bu anlamda tarihsel olarak bir güven kazandık.  

Arjantin’de Katolik Kilisesi’nin muhafazakar gücü kamusal alanda ve kadın hakları üzerinde oldukça etkili. Kilisenin bu karara tepkisi ne oldu? Bu kararı kolayca kabul edecekler mi? Yoksa bir takım pratik problemler çıkacak mı?

Yasa, hepimizin hayatları ve özgürlüğü üzerinde önemli bir etkiye sahip. Aslında orjinal taslaktan birçok anlamda değişiklikler içermekte. Aktivistler, örgütler ve profesyoneller olarak 2019 yılında, tüm ortamlarda bu yasayı tartıştık. Fakat baştaki gibi değil. En önemli farklılıklar şunlar: Bireysel vicdandan kaynaklanan ve yarı kurumsal itiraz ihtimali, 14 haftadan sonra kürtaj yaptırmanın suç oluşu ve Cinsel Eğitim içeriği içerisinde kürtaj hakkının dahil edilmeyişi. Bunlar elbette ki akıllara bazı sorular getiriyor.

Arjantin’deki Katolik Kiliseler ve Evanjelik Kiliselerde temsil edilen köktendincilik, aynı zamanda büyük bir ekonomik, politik bir güce de sahip. Bu da birçok bölgede ciddi varlıkları olduğunun göstergesi. Örneğin Cordoba’yı yöneten birçok milletvekili, yaşayanlar, benim yaşadığım yer, yasaya karşıt oy kullandı.

Bu noktada yasanın kabulü için iki strateji izlendi: İlki, kazanımları yasadan bahsetmeden anlatmak ve ikincisi ve daha neti, bireysel vicdanları kazanmak üzerineydi. Bu da ahlaki ve dini nedenlerle kürtajı meşru görmeyen çalışanları kazanmaya yol açtı. Yasa, kurumların karşı gelmesini engelleyemedi. Birçok özel hastane, bugün kürtaj yapmayı reddediyor. Bu tüm şehirlerde, özellikle küçük yerlerde kişi sağlığı için ciddi bir problem.

Bu gibi sorunlar, “Kampanya ve Çalışanlar Ağı ve Güvenlikçiler Ağ”ı için yeni sorunlar. Bu gibi sorunların çözümünde yasa çerçevesinde çalışılmalı. Biliyoruz ki problemler pratik olarak olmaya devam edecek ancak güçlü bir şekilde bunlarla baş etmeli ve gerekli örgütlenmeyle bunlarla savaşmalıyız. Ta ki hakkımızı alana dek.

Diğer yandan, “Kürtaj Hakkı için Akademisyenler Ağı” da başka bir şey yapıyor: Gönüllü sonlandırma yasası hakkındaki bilgiyi, ülkedeki tüm meslektaşlarına anlatmak ve “Kapsamlı Cinsel Eğitim” kapsamına girmesi için çabalamak. Tüm kız çocukları ve genç kadınlar bu hakka sahip olduklarını bilmeliler. Çünkü bu noktada şu öne çıkıyor: Onlar çocuk, anne değil. Çünkü bu yasayla devlet, bu hakkı sağlama garantisini vermek zorunda.

Yasa geçtiğinde, medya araçları sürekli yeni başkanın pozitif etkisini duyurdu, Alberto Fernandez’in. Kadınların yıllardır süren ısrarlı mücadelesinden bahsetmediler. Kadın hakları, devlet ya da hükümet tarafından bahşedilen haklar olarak görüldü. Tüm dünyada olduğu gibi. Bu yasaya tepkiler nasıldı? Kadınların mücadelesi öne geçti mi? Gelecek için bir planınız var mı?

Arjantinli kadınların ve feministlerin kazanımı, hükümetin bir bağışı gibi gösterilmeye çalışılacaktır; bizim ve örgütlerimizin mücadelesinin kazanımı olarak değil. Kuşkusuz ben eminim ki, mücadele bunun yaşanmasına izin vermeyecektir. Bu yüzden, “Kürtaj Hakkı için Kampanya”nın tarihi ve karakteristiklerini hatırlatmak önemlidir. Çünkü ne parti ne de hükümet, milyonlarca kadın uykusuzca sokaklarda mücadele ederken ortada yoktu. Hepsi 2018’den sonra ortaya çıktı. Çünkü kitleselliğimiz ve yeşil mendillerin sokaklardaki, okullardaki, üniversitelerdeki, sendikalardaki, kitle hareketlerindeki, her yerdeki varlığı; toplumda mücadeleyi büyüttü. Çünkü feminist hareket ve kadınlar, lezbiyenler, translar, travestiler interseksler ve non-binaryler kitlesel bir örgütlenmenin yolunu gösterdiler. Birlikte, kolektif bir rüyanın peşinde koşmanın adalet ve özgürlüğü getireceğini de.

Gelecek için kesinlikle bir planımız var: Beraberce ellerimizle ve izinsizce yeni bir dünyayı inşa etmek.