Cadı Kazanı, Heybe

Erkeklerden Sonra Hayat: Kadınlar Alemi

Çizgi roman yeni bir dünya yaratmak için ideal bir araç. Aminder Dhaliwal ise Kadınlar Alemi’nde yeni bir dünya yaratmakla yetinmeyip, adı üstünde, yeni bir alem kuruyor.

Çizgi roman yeni bir dünya yaratmak için ideal bir araç. Aminder Dhaliwal ise Kadınlar Alemi’nde yeni bir dünya yaratmakla yetinmeyip, adı üstünde, yeni bir alem kuruyor. Nicklodeon, Cartoon Network ve Disney Channel gibi yapım şirketlerinde kamera arkasında çalışan Dhaliwal, bu anaakım ve gelenekçi şirketlerin çizgisinden uzaklaşarak, genetik bir anomali yüzünden erkeklerin neslinin tükendiği, Doğa Ana’nın modern dünyayı yerle bir ettiği kıyametin ardından hayatta kalmayı başaran kadınların dünyayı nasıl dönüştürdüklerini anlatıyor Kadınlar Alemi’nde. Hem yazıp, hem de çizmek herkesin harcı değil. Dhaliwal bu kitapta ikisini de gayet özgün bir üslupla başarıyor. Çizgi hikayelerin kitaba dönüşme serüveni de kayda değer. Dhaliwal, 2017’de arkadaşlarıyla paylaştığı hayalini çizgi bantlara dönüştürerek bunları İnstagram’da yayınlamaya başladıktan sonra büyük bir hayran ve takipçi kitlesi ediniyor. Olağanüstü Çevrimiçi Çizgi Roman dalında verilen Ignatz Ödülü’nü kazanıyor ve karelerin kitaba dönüşmesinin yolu açılıyor. Sosyal medya çağının tatsızlıklarının yanında böyle kazanımları ve yeni ufukları da var iyi ki!

Kadınlar Alemi’nde, akıl sır ermez bir genetik mutasyon sebebiyle erkeklerin soyunun tükenmesinden sonra hayatta kalan kadınlardan bir grubun yerleştikleri kasabadaki yaşamlarının izini sürüyor okur. Nüdist Gaia’nın düzeni ve esenliğinden sorumlu olduğu bu topluluğun 10 üyesi, eski dünyanın son temsilcisi bilge Büyükanne Ulaana, Ulaana’nın akil kızı Uma, topluluğun iki çocuk mensubu olan Uma’nın kızı Emiko ile Emiko’nun arkadaşı Naomi, siyahi Lara ve bir Afrika kabilesi kostümüyle dolaşan, memelerinin üzerindeki dikiş izlerine bakılırsa ya bir kanser atlatmış ya da bedeni üzerinde kendi arzusuna göre reform yapmış Doktor, tek bacağı protez olan Layla, anksiyete bozukluğundan muzdarip punk Yumi ve ruhen naif, bedenen atletik sanatçı Ina’dan oluşuyor.

Yaş, cinsel yönelim, karakter, fiziksel görünüm, kişisel ilgiler ve ruh hali bakımından birbirinden farklı bu on kadın dayanışmacı ve eşitlikçi bir düzende, hatta düzensizlik de denebilecek bir ahenk içinde yaşamaktadırlar. Kimse kaderine terk edilmez ama kimse de bir şeye zorlanmaz, herkesin beklentileri, tepkileri, hisleri, arzuları önemsenir, kimse diğerinden daha değerli değildir. Küçük çaplı çiftçilik yapar, eski dünyanın harabelerinden işe yarayacak eşyalar toplar, bunlara yaratıcı isimler bulur, bunlar arasında kendilerine hiç de tanıdık gelmeyenlerden yola çıkarak eski dünya hakkında çıkarımlar yapmaya çalışırlar. Eğlenmeyi, öğrenmeyi, söyleşmeyi, sevişmeyi ihmal etmezler.

Kadınlar Alemi’nin en çarpıcı özelliklerinden biri, Alem’de yer alan her bölgeyi ve Alem’in başkentini temsil eden flamaların Beyonce’un uzuvlarından biriyle süslü olmasıdır. Kitaptaki kasabanın ahalisi sembol olarak Beyonce’un uyluklarını seçer. Beyonce’un popüler kültür endüstrisi içinde kadının güçlenmesi ve eşitlik taleplerini şarkılarıyla ve yaşam tarzıyla savunan ayrıksı bir figür olması bir yana, ulus devletin sembolü olan, kutsiyet atfedilen ve militer, milliyetçi bir ikon olan bayrağın da Kadınlar Alemi’nde farklı bir sembolizm kazanması dikkat çekici. Ahalinin yıkıntılardan bulduğu Oprah Winfrey posterinden çok hoşlanıp onu bir tapınç nesnesine dönüştürdükleri kare de, çocukluk ve gençlik travmalarını cesurca kamuoyuyla paylaşabilen, güçlü ve dayanışmacı bir karakter olarak Winfrey’e selam çakar. Kadınlar Alemi’nde eril güç marifetiyle gerçekleştirilen tahakkümün, sınıf sömürüsünün, militarizmin, şiddetin, milliyetçiliğin ve doğa talanının ürünü olan her şey Doğa Ana’nın gazabına uğramış, harabeye dönüşmüştür. Fetih ideolojisini temsil eden erkek kahraman heykellerini ot bürümüş, Starbucks gibi kapitalist sistemin sembolü olan mekanlar, rant ekonomisinin ve kentsel dönüşümün abideleri olan gökdelenler, otoyollar yerle bir olmuştur. Siyasetin ayak oyunları, rekabet, sahtekarlık, retorik yerini katılımcı bir yönetim biçimine terk etmiştir. Öyle ki, kasabanın yıllardır tek yönetici adayı olan Gaia, kasaba sakinlerinden oy isterken mahcup olur. Hem Gaia’nın, hem de Alem’in diğer bölgelerinin yöneticiliğini yapan kadınların çıplak dolaşmaları, çıplaklığın doğallık, imtiyazsızlık ve şeffaflıkla özdeş olmasından dolayı, yönetim biçiminin hilesiz, hurdasız, ayrımcılığa karşı ve şeffaf olduğunu ima eder gibidir.

Topluluğun ortak kararıyla ve emeğiyle inşa edilen ilk kurum hastane olur. Dirimin askeri ve finansal zaferlerden önemli olduğuna inanmaktadır bu kadınlar. Kimsenin daha zengin, daha itibarlı, daha güçlü olmadığı bir yaşam formudur onlarınki. Ama sağlıklı olmak herkesin hakkıdır. En çok kadınlarda hüküm sürdüğü bilinen ve ataerkil dünyanın, metropol kabuslarının kara bir tortusu olan mental sorunlar, anksiyete, panik atak, depresyon Kadınlar Alemi’nin sakinlerine o dönemden miras en önemli şikayetlerdir. Kaygılar, tehditler, korkular, eksiklik ve boşluk hissi, kadim bir travma olarak kolektif hafızlarında yer etmiştir. Bunu aşmanın yolu olarak meditasyon yapılır kasabada. Haliyle erkeklerin olmadığı, dünya var olduğundan beri kuralları koymuş, Tanrı’nın yeryüzündeki, hükümdarın hane içindeki temsilcisi olmuş babanın yokluğu da zaman zaman korkutur onları. Baba figürünün nasıl bir şey olduğunu ve neye yaradığını merak ederler. Bir yandan da soyu sürdürmeleri gereklidir. Erkekler dünyadan silinmeden önce sperm bankalarında birikmiş spermler tükenmek üzeredir ve doğan çocuklar hep kız olmaktadır. Erkeksiz üremenin yollarını bulmaya çalışırlar. Alem’in özgürlükçü yapısına ters düşebilecek kadar ve biyoetik tartışmalar yaratabilecek bir disiplin ve kontrol altında sürer hamilelikler.

Çizgi bandın en ilgi çekici karakterlerinden biri, eski dünyanın bilgisini yeni aleme uyarlamak sorumluluğunu da üstlenmiş ve ölümsüz olarak kurgulanmış bilge büyükanne Ulaana’dır. “Erkeklerin penis, kadınların vajinayla tanımlandığını öğrenerek büyümüş” ve bundan çok zarar görmüş olduğu için, yeni ve geleceği inşa edecek olan bilgi ve ahlak anlayışının oluşturulmasında merkezi rol onundur. Çocukları o eğitir. Tarihsel dönüşümlere sebep olan olaylardan tutun da, humus tarifine kadar hatırlayabildiklerinin kayıt altına alınmasını sağlar. Yemek tariflerinin tarihsel momentlerden daha değersiz olarak görülmemesi, ataerkinin hükmünü geride bırakmış bir topluluk için hiç de şaşırtıcı değildir. Çocuklara, savaşların ve toplumsal travmaların ayrımcılık, açgözlülük ve hükmetme hırsından kaynaklandığını anlatır. “Özgüvenli olmak ve kendi bedeninde iyi hissetme”nin önemine vurgu yapar. Torununun “Ben ne zaman kadın olacağım?” sorusuna verdiği cevap çok isabetlidir: “Özellikle herhangi bir şeyin senin kadınlığını tanımladığını düşünmüyorum. Her kadın regl olmaz, her kadının memeleri yoktur. Her kadın dünyaya çocuk getirmez” der ona. Sadece kadın olduğunu beyan etmesinin yeterli olduğunu söyler.

Kendimizi kim ve ne olarak kurduğumuzun, nasıl yaşamak istediğimizin, başkalarına zarar vermediğimiz sürece sorgulanamayacağını anlatıyor Kadınlar Alemi bize. Daha özgür, barışçıl ve doğanın döngüsüne saygılı bir toplumun eril tahakkümden arınmış olması gerektiğini gösteriyor. Bunu matrak bir üslupla, didaktik olmamaya çalışarak yapıyor. Aminder Dhaliwal’ın kitabın sonuna eklediği ve Kadınlar Alemi’nin hazırlıkları sürerken arkadaşlarıyla yaptığı bir yazışmada isabetli bir şekilde saptadığı gibi: “Erkeklerin nesli tükenecek olsa kadınlar konuşmayı yeni öğreniyor gibi olacaklar. Çünkü sözleri artık kesilmeyecek.”

Kadınlar Alemi, Aminder Dhaliwal, Çev. Hazal Baydur, Yabancı Yayınevi, İstanbul, 2021.