Hemhal

Kolombiya’da Kadınlar Şiddete Karşı Ayakta

Kolombiya’dan akademisyen antropolog aktivist Diana Milena Aguas Meza ile son süreçleri değerlendirdiğimiz kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Antimonumenta- Ni una mas II

Feminerva: Kolombiya pandemiden en ağır şekilde etkilenen ülkelerden biri. Binlerce ölü, yoksulluk, işsizlik özellikle kadınlar için çok daha kötü koşulları beraberinde getirdi. Bir de üstüne Ivan Duque başkanlığındaki hükümet yeni bir yasa çıkardı. Bize biraz halkta biriken öfkenin ateşlenmesine sebep olan bu yasadan bahsedebilir misiniz? İnsanları sokağa çıkaran, günlerce direnmesini sağlayan asıl nedenler neler?

Diana Milena A.M: Bence sokaklara çıkma olayı sadece vergi reformundan kaynaklı gelişmedi.  Reformla birlikte Kolombiya halkının öfkesini pekiştiren bir toplumsal salgın yaşandığına inanıyorum. Gerçekten de aşırı yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal adaletsizlik durumları, ulusal hükümetin COVID 19’un yarattığı acil durumu hafifletmek için uyguladığı önlemlerle daha da kötüleşti. . Sağlıkla ilgili pandemiden kaynaklanan kısıtlamalar ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin tarihsel sürekliliği dikkate alındığında; kadınların, kız çocuklarının ve diğerlerinin (feminized body)* bu dönemden daha belirgin bir şekilde etkilendiğini belirtmek önemlidir. Çoğu kayıt dışı olmak üzere işlerini kaybetmeleri nedeniyle gelir eşitsizliğinden en çok etkilenenler de onlar oldu. Ayrıca evlerinde kendilerine ve çocuklarına yönelik şiddet de arttı.

Kadınlar ve LGBTİ+lar bu direnişlerin, isyanın neresinde duruyorlar? Genel olarak taleplere bakıldığında sadece cinsel ayrımcılığa karşı birkaç madde görebildik. Fakat protestolarda gördüğümüz kadarıyla LGBTİ+ ve kadınlar direnişlerde ön saflarda. Bunun sebebi ne? Kadınların talepleri neler?

Bir önceki soruda bahsedilenlere ek olarak, kadınların ve LGBTİ+ kesimlerinin talepleri, Kolombiya nüfusunun genel olarak talep ettiği eğitim, sağlık, çalışma haklarına erişim ve garanti ile uyumludur. Buna ek olarak ve taleplerden anladığımız kadarıyla, Kolombiya feminizminin tarihsel olarak eşitliği ve dişil saygıyı yaygınlaştırdığı ortaya çıktı.

Aynı pozisyonda olan erkeklerle eşit ücret almak ve bu pozisyonlara erişimde eşitlik sağlamak. Sağlıkta obstetrik** şiddetin ortadan kalkması. Yani tecavüz, fetal anomaliler ve veya hayatınızı riske atma durumu söz konusu olsa bile hamileliğinizi sonlandırmak istediğinizde bedeniniz hakkında karar verme yeteneğinizi yargılamamaları veya reddetmemeleri. Bunlar taleplere verebileceğim sadece birkaç örnek. Ayrıca kadınların ve LGBTİ+ bireylerin öfkeleri de arttı. Çünkü maalesef; bu kişilerin protesto haklarını kullanmak için sokaklarda olma iradelerini ve niyetlerini yıldırma, susturma ve baskı altına alma uygulaması olarak polisin cinsel şiddet uyguladığına dair şikâyetler oldu.

Protestolar şimdi nasıl ilerliyor? Hükümetin protestolara karşı tepkisi nasıl? Ne gibi talepler karşılandı?

Şu anda altı haftadır ulusal bir grevdeyiz. Kolombiya’da insanlar barışçıl ve kültürel eylemler yoluyla toplumsal bir değişim talep etmek için hâlâ sokaktalar. Grev komitesi ile bir diyalog masası kuruldu fakat anlaşma sağlanamadı. Her şeyden önce, ülkenin bazı şehirlerinde polis şiddetinin ve askeri müdahalenin durması yönünde karar veremedikleri için anlaşma sağlayamıyorlar. Şunu da belirtmekte fayda var; grev komitesi ne yazık ki sokaktakileri hiçbir şekilde temsil etmiyor. Bunun sebebi temsiliyet meselesinin gerçek anlamda anlaşılmamasıdır. Bu anlaşılmadıkça, gerçek bir grev komitesinin kurulması ve diyaloğa katılımı için alan açılamaz.

Bir de Kolombiya’da çok fazla etnik grup var. Bu etnik gruplar arasında çalışma yaptığınızı söylemiştiniz. Bize biraz bu etnik gruplar arasında kadınlarla nasıl çalışmalar yaptığınızdan bahseder misiniz?

Gerçekten de Kolombiya’da yerli halkların, Afro-soylu halkların ve Çingene halkının varlığında yansıyan büyük bir kültürel ve etnik çeşitlilik var. Özellikle kadınlarla çalıştığım bu süreçte, atalarından ve kültürel bilgilerinden gelen ve bugün onları kendi halkları ve toplulukları içinde dişil olanın yetkilendirilmesi ve güçlendirilmesi için araçlar olarak kullanmalarına izin veren feminist dışavurumu çok net gördüm. Buna ek olarak, topluluklarının dışında da işler var. Çünkü etnik gruplardaki kadınlar kendi varlıklarının yanı sıra; etnik gruptan bir kadın olmanın, kesişimsel olduğunuzda daha fazla olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin bir arada daha güçlü halini yaşıyorlar. Bu anlamda farklı etnik gruplardan kadınların insan hakları konusunda kültürler arası durumdan ve kesişimsellikten hareketle, toplumsal cinsiyete ve Kolombiya gibi sömürgeciliğin damgasını taşıyan ülkelerde yapısal olan etnik ırkçılığa dayalı şiddetten korunması, şiddetin önlenmesi ve tekrarlanmaması adına, ülkenin devlet yetkilileriyle diyaloglar oluşturulması için çalışmalar yürütülüyor.

Dipnotlar:

*Feminized Body; teknik olarak çevrildiğinde dişileştirilmiş bedenler olmakla birlikte bu çeviri anlaşılamıyor ve feminist kavramsal bir çevirisi de yok. Burada Trans ve diğer tanımlamalar ifade ediliyor. Birçok yerde bu kavram karmaşası ve doğru kavramın bulunamaması sebebiyle “kadın*” veya “kadın+” şeklinde ifade ediliyor.

**Obstetrik şiddet; gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde kadına yönelik fiziksel ve/veya psikolojik zarar veren eylem, ihmal ve saygısız muamele gibi çeşitli davranışlar.