Hemhal

“Romanlar Artık Gölgede Yitip Gitmeyecek”

Sevgili Elmas Köçkün ile Türkiye’de yaşayan Romanlar ve hayatları, yaşadıkları sorunlara ve kültüre tarihsel ve güncel yaklaşımlar üzerine dertleştik, söyleştik ve ortaya böylesine keyifli bir okuma seansı çıktı. Hepinize keyifli okumalar.

Feminerva: Merhabalar. Öncelikle bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? Romanlar hakkında çok şey bildiğimizi düşünürüz aslında ama çoğu manipüle edilmiş bilgilerdir. Bize biraz da siz Romanlardan bahsedebilir misiniz? Kimdir bu Romanlar?

Elmas Köçkün: Ben Roman bir kadınım, yaklaşık 4 yıldır İzmir’de yaşıyorum. Uşak Üniversitesi’nin Tarih bölümünde Lisans ve Yüksek lisansımı tamamladım. Spesifik olarak Roman Tarihi üzerine çalışıyorum. Yüksek lisans tezimi de Roman tarihi üzerine bir konuda yazdım. Cumhuriyet döneminde, Türk-Yunan Mübadelesi sırasında Yunanistan’dan Türkiye’ye getirilen Romanların tasfiye talepnamelerini ve iskân belgelerini inceledim.
 İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı çocuk gençlik merkezinde yaklaşık2 yıldır çalışıyorum. Çeşitli Roman sivil toplum kuruluşlarında (TEYRA, NeveTerne Roma, Roman Medya) aktif görev alıyorum.
Romanlar;  Hindistan kökenli bir gruptur. Dom, Lom ve Rom gruplar çeşitli göç yolları üzerinden dünyanın dört bir yanına yerleşmişledir. Bu gruplara grup üyelerinin dışında kalanlar tarafından yani onlara yabancı olanlar tarafından birçok isim verilmiştir. Bu isimlerden bir tanesi de Çingenedir ve en yaygın da bu kelime kullanılır.  Fakat bu gruplar kendi dillerinde kendilerini Çingene olarak ifade etmemektedirler. Çingene isminin kökeni ise Bizans kaynaklarına dayanmaktadır. Kelime anlamı olarak ise pejoratif anlam ifade etmektedir. (örn; pis, dokunulmaz gibi).

Romanlar Romanes, DomlarDomca, Lomlar ise Lomavren konuşmaktadır.Romanlar kendi dillerinde kendilerini Rom olarak ifade etmektedir, bu da İnsan, Adam anlamını taşır. Dünyanın dört bir yanında yaşayan bu topluluklar özgün yaşam biçimleri sebebiyle birçok ayrımcılığa maruz kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir.

Dünya Romanları 1971 yılında örgütlenerek bir araya gelmiş;  geçmişleri, şimdileri ve geleceklerine yön veren birçok karar almışlar ve almaya devam etmektedirler. Kendilerini ‘’devletsiz millet’’ olarak tanımlayan Romanlar Nazi Almanyası sürecinde de birçok zulme, işkenceye maruz kalmışlar ve soykırıma uğramışlardır. Yaşanan bu olumsuzluklar örgütlenme süreçlerine yön vermiştir.

Peki ya Türkiye’deki Romanlar? Renkli, eğlenceli, bol müzikli bir kültürel görüntünün dışında Romanlar nerelerde ve nasıl yaşarlar, toplumda karşılaştıkları sorunlar neler? Irkçı söylemler, tutumlar ve saldırılar sıklıkla yaşanıyor mu?

Türkiye coğrafyasında Romanların var oluşu çok eskiye dayanmaktadır. Öyle ki kaynaklar da bunu doğrulamaktadır.  Türkiye’nin Doğusunda Domlar, Batısında Romlar, Karadeniz tarafında ise Lomlar yaşamaktadır. Ama tabii çeşitli göç sebepleri dolayısıyla Türkiye’nin her yerinde bu gruplara rastlamak mümkün.
Türkiye’de Romanlara karşı ciddi hak ihlalleri ve ayrımcılık mevcuttur; Roman Sivil Toplumları ve birçok kuruluş bunu çeşitli çalışmalar ile raporlamıştır. Ayrıca hükümet ve muhalefet tarafından Romanlara yönelik açıklanan ‘’strateji eylem planları’’ da bu durumu açıklar niteliktedir. Özgün yaşam biçimleri, sanat dünyasındaki etkileri dolayısıyla birçok toplum tarafından eğlenceli ve renkli olarak nitelendirilirler ama bu eğlencenin ve güzelliğin arkasında yaşanan, yaşatılan ciddi hak ihlalleri vardır. Romanlar artık bu gölgede yitip giden olmak istemiyorlar. Yönetiminde yer aldığım Neve Terne Roma (Roman Gençlik Platformu) ve Roman Medya gibi sivil toplum kuruluşları bu duruma dikkat çekiyor ve kamuoyuna duyurmaya çalışıyor.  Romanlara yönelik nefret söylemleri gerek medyada gerek sosyal yaşantımızda sıkça karşılaştığımız bir durum.

Kadınlar, dünyanın neresinde olursa olsun binlerce yıldır sadece cinsiyetlerinden kaynaklı bin bir türlü sorunla baş ederek yaşamak zorunda. Erkek egemenliği farklı coğrafyalarda kimi farklı göstergeler taşısa da temelde aynı, biliyoruz. Peki Roman kadınların hayatları nasıldır? Uzaktan görüldüğü gibi dans ve neşeden ibaret olmadığına eminiz. Biraz bahseder misiniz?

Uzaktan görmekten ziyade gösterilen de diyebiliriz. Roman kadınlar iki kere dezavantajlı bir durumda yaşam mücadelesi vermektedir. Romanlar ciddi bir sağlık, barınma, eğitim ve istihdam sorunu içerisindeyken bir de kimlikleri dolayısıyla iş bulamamakta ve genellikle toplumun yapmadığı/ yapmayacağı işlerde kendilerine yer bulmaktadır. Erkek egemen bir dünyada Roman kadınlar hem çocuklarına bakan hem çalışan bir durumdadır. Ev içi emeği de görünür olmayan Roman kadınlar birçok yükü sırtlamaktadır. Roman kadınları yapabileceklerini öğrenir ise topluma yön vereceğine inanıyorum çünkü Roman kadınlar mücadelecidir. Roman kadınların eğitime erişimi sağlanmalıdır. Roman toplumunda ciddi bir eğitim problemi vardır; 5 milyon Romanın yaşadığı tahmin edilen Türkiye’de 1000 tane Roman üniversiteli yoktur. Bu eğitimsizlik de Roman kadınların erkek egemen dünyada erken yaşta evlilik, erkek şiddeti gibi durumlarla mücadele etmesini ve farkındalık oluşturmasını zorlaştırmaktadır. Roman kadınlar,  temsil edilme biçimlerinden de rahatsızlar. Romantik bir kültür tarafından sürekli Roman kadın güzellemesinin yapılması, romantizm öğesi haline getirilmek Roman bir kadın olarak beni rahatsız ediyor.

Biraz daha ayrıntıya girsek ve kültürünüzdeki dayanışma örneklerini istesek? Özellikle de kadınlar arası dayanışmaları. Neler söylersiniz?

Roman sivil toplumunda elbette Roman kadınlar var fakat ben yeterli olduğunu düşünmüyorum. Roman kadınların daha fazla eğitime ve farkındalığa ihtiyacı var. Roman kadınlar, Roman olmayanların uyguladıkları ayrımcılıktan beslenen şiddetin yanı sıra erkek egemen sistemin şiddetine de maruz kalıyor. Hala kendi mahallesinden çıkamıyor ve geleneksel olarak öğretilen birçok yanlış uygulamanın kurbanı oluyor. Biz NeveTerne Roma topluluğu olarak eğitimli Roman kadınların aktif görev aldığı ve dayanıştığı bir platformuz. Ve bu dayanışmayı diğer Roman kadınlara da taşımaya niyetliyiz ama asla yeterli değil. Roman kadınlara yönelik çalışmalar arttırılmalı ve bu alana daha fazla emek vermeliyiz. Çünkü kadınlar dünyayı değiştirebilir. İçinde olduğumuz bu kirli düzene bir dur diyebilmek için; Roman kadınlar olarak ‘’biz de varız ve buradayız, mücadele edeceğiz’’ diyoruz.

Son olarak, sizi bir araya getiren sorunlara karşı çözümleriniz, talepleriniz neler? Teşekkür ederiz.

Bizi bir araya getiren yine acılarımız oluyor maalesef.  Ben dayanışmanın ve kadınların beraberliğinin sorunlara çözüm olacağına inananlardanım. Yaşadığımız olumsuzluklara rağmen umudumuzu kaybetmemeli ve geleceğe bir adım atarak ilerlemeliyiz. Geleceğe bıraktığımız örgütlü mücadelemiz olmalı. Asla ayrımcılık ve ön yargılara esir olmuş hayatlar bırakmamalıyız. Daha fazla öğrenerek, daha fazla öğreterek ve daha fazla el ele vererek bu karanlığa ışık olabiliriz diye düşünüyorum.