Cadı Kazanı

Moda Dizisi 4: Diana Spencer ve Meşhur “İntikam Elbisesi”

“Daha önce fazla gösterişli bulduğu için giymeye cesaret edemediği, gardırobunda üç yıl boyunca asılı duran Christina Stambolian tasarımının o akşamın yıldızı olacağını hissetmişti. Vücut hatlarını kusursuz gösteren bu siyah elbiseyle tarihi bir stil anına imza atacağını tahmin etmiyorduk ama o biliyordu.” 

Diana Spencer, nam-ı diğer Lady Diana… İngiliz tahtının kesin veliahtı olan Prens Charles’ın ilk eşi ve Prens William ile Prens Harry’nin annesi. Basının en çok ilgi gösterdiği isimlerden biri. Hem aykırı hem uysal. Hem asi hem çok kibar. Halk tarafından en çok sevilen kraliyet üyesi. Kısacık ömrüne sığdırdığı tonla hayır işi, kraliyet ailesinde on beş yıllık süren bir prenseslik macerası ve yıllar geçmesine rağmen hala hayranlıkla bakılan kıyafetleri ve fotoğrafları…

Evliliği süresince bir kez intihar girişiminde bulunan ve sürekli çaresiz hissettiğini söyleyen Diana aynı zamanda bulimia nervozadan (yeme bozukluğu) mustariptir. Prens Charles’ın, nişanlı oldukları dönemde Diana’nın belini sararak “biraz şişmanladın galiba” demesi üzerine hızla kilo verme girişiminde bulunduğu ve bu sebepten bu hastalığa yakalandığı düşünülür. 

“İyi değildim. Hiç kimseyken, birden Galler prensesi, anne, medya oyuncağı ve bu ailenin bir üyesi olmuştum. Bir kişinin kaldırabileceğinden çoktu bu.”

Prens Charles’ın, evliliği boyunca Diana’ya ilgi göstermediği, onu dinlemediği ve onu sürekli dikkat çekmek için çabalamakla suçladığı biliniyor. Prensin başka bir kadınla (şimdi evli olduğu Camilla Parker ile) ilişkisi olduğunu öğrenen Diana, kendini düpedüz yalnız, güçsüz, çaresiz ve çıkmazda hissetmeye başlar. 

“Bu evlilikte biz üç kişiydik. Yani biraz kalabalıktık.”

1995 yılında Diana’nın verdiği röportaj, yaklaşık yirmi üç milyon kişi tarafından izlenir. Bulimiasını, evliliğini, yaşadığı zor süreci büyük bir açıklık ve samimiyetle anlatır. 

“Bir gün kraliçe olacağına inanıyor musun?

Hayır, inanmıyorum. Çünkü ben her şeyi farklı yapıyorum. Kitaptaki kurallara uymuyorum çünkü mantığımın değil kalbimin sesini dinliyorum. Bu beni kraliyette zor duruma sokuyor. Ama birileri dışarı çıkıp insanları sevmeli ve bunu göstermeli. 

Sence böyle davranman mı senin kraliçe olmanı engelliyor?

Hayır, beni engelleyen şeyin bu olduğunu söyleyemem. Yaptığım şeylerden dolayı o çevrede çok destekçim olduğunu düşünmüyorum. Onlar beni bir tür tehdit olarak görüyorlar. Ben iyilik için buradayım. Yıkıcı ya da zararlı bir insan değilim. 

Neden seni tehdit olarak görüyorlar?

Tarihteki her güçlü kadının aynı yollardan geçtiğini düşünüyorum. Bence bu güç onlarda şaşkınlığa ve korkuya sebep oluyor. O neden güçlü? Bu gücü nereden alıyor? Bunu nereden elde ediyor? Bu gücü nerede kullanacak? Halk onu hala neden destekliyor?”

Diana bu röportajdan sonra halkın sevgisini bir kez daha kazanır. Kendini hayır işlerine, çocuklara, yardıma muhtaç insanlara adar. Davetlerde seçtiği kıyafetler zamansız ve çok şıktır. Günlük stili de sade ve çekicidir. Diana’nın tarzı her daim adaptasyona ve yeniliğe açıktır. Onun tarzı, feminen ve maskülen stilin başarılı bir harmanı olarak karşımıza çıkar. Aksesuarları doğru ve yerinde kullanır. Ve şüphesiz her zaman çok zarif görünür.

Ceket etek veyahut ceket pantolon formunda takım elbiseleri çok sık kullandığını söylemek yanlış olmaz. Genellikle küçük topuklu zarif stilettolar tercih eder. Şapka seçimleri de, gideceği yerlere göre renk ve boyut açısından çeşitlilik gösterir. Puanlı elbiseler, kloş etekler, babetler, jeanler, gözlükler, broşlar, salaş hırkalar, ipek gömlekler, loafer ayakkabılar, blazer ceketler… Diana, tüm bu saydıklarımı çok başarılı bir şekilde kullanır ve her seçimini hakkıyla üzerinde taşır. Yaşadığı süre boyunca, İngiltere’deki gazetelerde kendisiyle ilgili bir haberin çıkmadığı gün olmamıştır. Girdiği her ortamda gözler kesinlikle onun üzerindedir. 

İntikam Elbisesi

Ve o meşhur “intikam elbisesi”…

Prens Charles’ın, katıldığı bir televizyon programında evliliğinde “sadakatsizlik” ettiğini kendi ağzıyla itiraf etmesi, büyük bir olay yaratır. Bu itiraf, kraliyet geleneği için de oldukça şaşırtıcı ve norm dışıdır. Diana, boşanmak üzere olduğu eşinin, böyle bir açıklama yapacağını, kendini aklamaya çalışacağını ve yeni duruma tüm halkı alıştırmaya çalışmak için bir hamlede bulunacağını önceden sezmiştir. Prens Charles’ın programa katıldığı akşam kendisi de Londra’daki Serpentine Galerisi’nde düzenlenen bir etkinliğe katılır. Diana, etkinliğe saatler kala stil danışmanlığını yapan Vogue editörü Anna Harvey’ye, o akşam için önceden ayarlanmış ve basına duyurulmuş Valentino imzalı elbiseyi giymekten vazgeçtiğini söyler. 

“Milyon dolarlar gibi görünmek istiyordu. Daha önce fazla gösterişli bulduğu için giymeye cesaret edemediği, gardırobunda üç yıl boyunca asılı duran Christina Stambolian tasarımının o akşamın yıldızı olacağını hissetmişti. Vücut hatlarını kusursuz gösteren bu siyah elbiseyle tarihi bir stil anına imza atacağını tahmin etmiyorduk ama o biliyordu.” 

Stil danışmanı Harvey, olayı daha sonra bu şekilde açıklayacaktır. O akşam için seçtiği bu muhteşem elbise, Diana’yı gerçek bir stil ikonuna dönüştürür. Böylece herkes, Charles ve sevgilisi Camilla’dan ziyade yine Diana’yı ve onun zarafetini konuşmaya başlamıştır. Ertesi gün dünya basınının manşetlerini süsleyen ikonik elbise, Lady Diana’nın “zarif ve asil intikam silahı” olarak yorumlanır. 2013 yılında, Galler Prensesi’nin 10 elbisesini açık artırma kapsamında satışa sunan Kerry Taylor da atılan başlıklarla aynı fikirdedir. 

“Bu tasarım, seksi bir elbiseden çok daha fazlası. Lady Diana’nın ortaya koyduğu net tavrın ve dik duruşun tasarıma bürünmüş hali hatta gelmiş geçmiş en güçlü intikam elbisesi.”

Lady Diana, Prens Charles’ın açıklamalarına “sessiz” zarafetiyle cevap verip, intikamın soğuk yenen bir yemek olduğunu hatırlatırken, bir şeyi daha kanıtlar: Her elbisenin bir hikayesi vardır ve elbiseler bazen –ya da çoğunlukla- kelimelerden daha çok şey anlatır.